31 mart belediye seçimlerine doğru yaklaşırken finansal piyasalardaki oynaklık devam etmekte. Seçime 8 gün kala dolar kurundaki yüzde 5 civarındaki değer kazancının ve Borsa İstanbul'daki sert düşüşün makro ekonomik göstergeler olan işsizlik, enflasyon ve büyümeye yansıması geçtiğimiz yazda başlayan kur hareketlerinden kaynaklı makro verilere yansımasıyla benzerlik oluşturur mu?
Ayın başında açıklanan şubat ayı tüketici enflasyonu yıllık %19,67 ye gerilemişti ve aslında bu enflasyon verisinden sonra da ilerideki aylarda enflasyon daha da gerileyebilir beklentisi oluşmuştu. Bu beklentiler, gelişmiş piyasaların gelişmekte olan piyasaları göz önüne alarak parasal daralmaya gitmemesi durumuyla pekişerek daha da güçlenmişti. hatta 20 mart 2019 da ABD merkez bankasının faizlerde bir değişmeye gitmemesi sonucu Türk lirasındaki değer kaybı sonucunda tahvil ve hisse senedi alımları buna bir örnek olabilir. Fakat bu yabancı tasarrufların gelişmekte olan piyasalara girişi kısa vadede olumlu sonuç doğuracaktır şeklindeki düşüncem de 22 mart itibariyle dolar kurundaki artıştan görülebilir. Türkiye ekonomisinde görülen bu kısa vadedeki kırılganlıklar tamamen Türkiye ekonomisinin temelinden kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak Türkiye ekonomisinde fiyat artış hızının yüksek oluşu, işsizlik oranlarındaki yükseliş, ve Türkiye ekonomisi her ne kadar 2018 de büyüme olarak TL bazında büyümüş olsa da dolar bazında küçülmüş olması ve stagflasyonda olması bazı şeylerin artık değişmesi gerektiğine bir işarettir. Geçen yazda olduğu gibi dolardaki yeniden bir yükseliş belki de bizi içinden çıkamayacağımız bir duruma getirebilir. Her ne kadar ekonomimizdeki bu durumdan şikayet etsem de aslında bütün karar alıcıların beklentileri,yani bizim beklentilerimiz ekonomimizi daha kötü hale getirmektedir. Bu yüzden hem karar alıcıların beklentilerini hem de aynı zamanda dış ülkelerdeki karar alıcılarının ülkemizle alakalı beklentilerini olumluya çevirmek iyi bir iktidarın olması ve iktidarın yönettiği devletin kurumlarının bağımsızlığının sağlanması önem teşkil etmelidir ki ekonomideki raylar yeniden yerine otursun.
Yorumlar
Yorum Gönder